floranatolica
 
Ara Üye girişi DDbtn
-

Ege Adaları Gezisi

Hayati Ölez, 2008

Rodos / Yunanistan

(15 Eylül - 21 Eylül 2004)
SAMSUN Gemisi ile Asya Tur ve Miltur tarafından düzenlenen Ege Adaları gezisine 15 Eylül Çarşamba günü saat 18 de başladık. A 2 Ana güvertede 238 nolu dış kamaraya yerleşir yerleşmez restoranda masa ayırtma işlemini yapmak gerekiyor. Biz de 37 nolu masada Gülsen Tarakçı ve Lale Karaoğlu hanımlarla aynı masayı paylaştık, günler geçtikçe çok iyi anlaştık . 16 Eylül sabah saat 08 de KOS adasına geldik. Burası Bodrum/Turgutreis karşısında güzel bir ada. Asya Tur / Miltur tarafından organize edilen tura katılmadık. Mavişehir´den arkadaşlarımız Afitap - Sermet Tuna´larla birlikte şehir içinde gezindik, kafelerde oturduk ve Mini Train dedikleri tekerlekli araçla şehir turu aldık. Kale içerisinde 560 yaşında olduğu söylenen çınar ağacı ile deniz kenarında çok ilginç yapılı, büyük bir manolya/kauçuk ağacı gördük. Turgutreis ile arası sadece 20 dakika imiş, nerede ise insanlar bile görülüyor. KOS, on iki adalar arasında ikinci büyük ada oluyor. Yumuşak bir iklime sahip bu adanın limanı olması dolayısıyla yat turizmi çok gelişmiş. Turgutreis´e gitmek üzere birçok tekne görülüyor ama biz orada iken hiç giden olmadı. KOS´tan saat 16 da ayrılarak aynı gün saat 20 de RODOS adasına geldik.M.Ö. 2000´e kadar bir tarihi olan Rodos şehri eski ve yeni şehir olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Eski şehir büyük kısmı kale içerisinde en önemli ve enteresan bölümdür. Burada küçük sokaklarda hediyelik eşya dükkanları, minik restoranlar ve kuyumcular bulunmaktadır. Gemide akşam yemeğinden sonra kaptanımızın tavsiyesi üzerine Taverna ELLİ ye gittik, güzel müzik ve dans gösterileri izledik ve gece yarısından sonra gemiye döndük. 17 Eylül sabah kahvaltısından sonra şehir turu almak üzere taksi ile Mini Train durağına gittik ise de çok kalabalık turist grubu dolayısıyla binmemiz mümkün olmadı. Bizde kale içinde gezindik, bira içtik ve bir dükkandan sakız likörü, bir yunan şarabı ile uozo aldık. Dükkan sahibi İzmir-Karşıyaka´da evi olan çok güzel Türkçe konuşan biri idi. Kutlu, ayrıca Üstatlar Sarayı denen bir mozaik müzesini de gezdi. Kanuni Sultan Süleyman Camisini gördük,restore ediliyordu. Öğle yemeği için yakında bulunan gemimize döndük. Öğleden sonra şehrin görülmeye değer diğer kısımlarını da gezmek için bir taksi tuttuk. Yeni şehir kısmını, panoramik tepeleri, akropolisi vs. Dolaştık. Yeni şehir tarafında Yeni Bodrum (New Halikarnessus) olarak bir semt kurulmuş. Şoförümüz Almanya´da uzun seneler kalmış ve Türklerle arkadaş olmuş matrak bir adam. Orada Türklerden öğrendiği `eşekoğlu eşek, a..na koduğum, para yok vs. lafları tekrarladı, çok güldük. RODOS ta Marmaris´e sefer yapan bir sürü tekne , katamaran var. 35 dakikada gidiliyormuş. 17 Eylül saat 21 de Rodos´tan hareketle 18 Eylül sabah saat 8 de GİRİT adasının Heraklion limanına geldik. Kahvaltıdan sonra bahsettiğim arkadaşlarla birlikte bir taksi kiraladık ve üç saat boyunca bütün şehri dolaştık. Antik Knossos Sarayı, şehir merkezinde İzmir´in Kemeraltı´na benzer eski çarşı, Venizelos Meydanı, Veenedikliler tarafından inşa edilmiş kale. Arkeoloji müzesi önemli imiş ama ilgi alanımıza girmediği için gezmedik. Girit, Yunan adalarının en büyüğü. Akşam yemeğini dışarda yemek istedik ve liman yakınındaki `Fishermen´s Taverna´ da deniz ürünleri (sinarit, kalamar, küçük balıklar papalina) yedik, uozo içtik. Taksi şoförü bakımından yine çok şanslı idik, çok güzel ingilizce konuşan ve bir turist rehberi kadar bilgili ve kibar bir insandı. 18 Eylül saat 24 de Rodostan ayrılarak 19 Eylül sabah saat 6 da SANTORİNİ adasına geldik. Santorini, jeolojik oluşumu çok ilginç bir ada. En son 1956 da büyük bir volkanik patlama olmuş ve bu volkanik patlamalar sonucu adanın ortasında 22 km lik bir krater oluşmuş. İçi deniz suları ile dolup daha sonra büyük tsunamilerin oluşmasıyla adanın bir tarafı kırılarak Santorini hilal biçimini almış. Santorini, yunan adaları arasında `adaların incisi´ olarak anılmaktadır. Kahvaltıdan sonra gemiden doğrudan bir tekneye binerek Nea Kameni volkanik adasına gittik. Adaya varışı takiben teknelerden inilerek uzunca bir yürüyüşle lavlardan oluşan kayaları, volkanik kraterleri ve dağın tepesinde bulunan ve halen aktif krater görüldü. Benim gibi yürüme zorluğu olan veya hoşlanmayanlar teknede kaldık. Kutlu en tepeye kadar çıkan sayılı katılımcılardan biri oldu. Buradan tekrar teknemize binerek termal ve kaynak suları ile ünlü Palea Kameni adasına gittik, burada 30 dakika kadar yüzme imkanı vardı ama çok az kişi denize girdi. Buradan yine teknemizle Athinios Port´a giderek otobüslere bindik ve Santorini´nin en eski ve en tipik kasabası OİA´ya geldik. Burada eski tipik evler, taş sokaklar, tipik mimari yapılar ve yol boyunca tipik , topraktan taçlandırılmış bağlar gördük. Bir şarap evini ziyaret ederek beyaz, kırmızı ve tatlı üç çeşit şarabını tatdık ve gemiden verilen kumanyalarımızı yedik. Özellikle yemeklerden sonra digestif olarak içilebilen hafif tatlı VinSanto şarabı güzeldi. Sonra otobüslerle Santorini´nin görülmeğe değer yerlerinin başında gelen FİRA kasabasına geldik ve yürüyerek dar sokaklarınıda gezindik, muhteşem manzaralı kafelerinde oturduk. Santorini´de büyük gemilerin yanaşabileceği liman yok. Fira´dan iskeleye ulaşım katır ve teleferik ile sağlanıyor. Biz teleferik ile iskeleye indik ve oradan özel teknelerle gemiye döndük. 19 Eylül saat 22 de Santorini´den ayrılarak 20 Eylül saat 6 da MİKONOS adasına geldik. Burada hava biraz serinlemişti. Şehirde biraz gezindikten sonra bir kafede oturduk. Buranın plajları çok meşhur ve sınırsız özgürlük varmış. Paradise ve özellikle Süper Paradise plajlarında çıplaklık yaygın imiş. Ada da hayat gece canlanıyormuş ama biz gece çıkıp gezmedik. Masa arkadaşlarımız Paradise plajına kadar gitmişler ve epey çıplak ve Gay grupları görmüşler. Bir çok kişi gibi bizde öğle yemeği için gemiye döndük ve sonra çıkmadık. 20 Eylül sat 24 de Mikonos´tan ayrılarak 21 Eylül saat 8.30 da İzmir´e döndük. GENEL olarak hoşumuza giden düzenli bir gezi oldu. Gemi de yemeklerde nefisti. Kaptanımız Atila Gürsu aynı zamanda bir müzisyen. Kasetleri bile var. Kendisi 19 Eylül akşamı bir resital verdi. Müzisyen Rıza Silahlıkoda´da aynı tura katılmıştı, onu da sık sık dinleme imkanına kavuştuk. Tüm gezi boyunca hiçbir sorun, kimlik sorma vs gibi bir durumla karşılaşmadık, sanki kendi ülkemizde gibiydik. Tüm adalar temiz, düzenli, gürültü yok, insanlar birbirine saygılı. Her ada için Asya Tur / Miltur´un düzenlediği özel turlar var olmasına rağmen Santorini hariç bunlara fazla para vermeğe gerek yok. Kendiniz çok daha ekonomik ada/şehir turları düzenleyebilirsiniz. Seyahata çıkmadan önce bir miktar bilgi edinmekte fayda var. Sonuçta Kutlu ve ben bu geziden çok memnun olduk. Ege Adaları Gezisi tam pansiyon A2 Dış Kamarada kişi başı 645 euro. Gemide para ile alış veriş yapılmıyor. Başlangıçta belirli miktar ödeyerek kart alıyorsunuz ve her alışverişiniz bu karttan düşülüyor, sonunda farkını nakit olarak geri alıyorsunuz. Biz 100 milyon TL lik br kart aldık, bunun sadece 60 milyon TL sini kullanmışız. Tüm gezi giderlerimiz, 1290 euro Asya Tura, 140 milyon TL yurt dışı çıkış vergisi, yaklaşık 500 euro adalarda ve duty free´de harcanan miktar oldu.