floranatolica
 
Ara Üye girişi DDbtn
-

Küre, Baba Memleketim

Serdar Ölez, 2010

Kastamonu / Türkiye

Yıllardır birileri nerelisin diye sorduğunda cevaplamakta tereddüt ederim. Çoğunlukla `Artık buralı sayılırım...` gibi kaçamak bir cevapla Ankara`yı işaret eder, ardından gelecek memleket muhabbetinden kaçınmaya çalışırım. Aslında bunu yaparken kötü bir niyetim yoktur. Bunca yaşıma rağmen henüz baba memleketim Küre`yi ziyaret etmemiş olmaktan utanırım, bu ayıbımı kimseler bilmesin isterim. ... Şeker bayramının ilk günüydü, bir gün öncesini ve geceyi ailece Amasra`da geçirmiştik. Kahvaltının ardından yola çıktık. Hepimiz heyecanlıydık. Baba memleketi Küre`ye gidiyorduk, hem de bir bayram sabahı. Yol boyu mavi ve yeşilden gözlerimizi alamıyoruz. Bir ara Küre dağlarının serinliğinde babamı arıyor bayramını kutluyorum. Küre`ye gittiğimi öğrenince o da heyecanlanıyor. Tanıdıklarımızı, akrabalarımızı ve büyüdüğü evi anlatıyor bir çırpıda, bir kez daha. ... Saat 13:30 gibi Küre`ye ulaştık. Yolda yürüyen birine `Hemşerim kabristan ne tarafta?` diye sordum. Adamcağız çok çabaladıysa da bulunduğumuz noktadan tarifi çıkarmamız mümkün değildi. Öğlenin sıcağında durumumuza acımış olacak ki geriye doğru yönelerek `...ben arabamı alayım siz beni izlersiniz` dedi. Şaşırmıştık tüm kalbiyle yardım etme gayretine. Büyük şehirliler olarak bizim her an yapacak bir işimiz olurdu, evet bizde yabancılara yardımcı olmak isterdik ama sıradan telaşlarımız onlara ayırabileceğimiz süreleri kısıtlardı hep. Teşekkür ettik nazikçe hemşerimizin sıcakkanlılığına, bir şekilde bulacağımızı söyleyip yanından ayrıldık... Kabristana ulaşana kadar kime yol sorduysak, işini gücünü bırakıp bize yardımcı olmaya çalıştı. Pek olumluydu ilçe halkı için ilk izlenimlerimiz. Yol yorgunluğu ve sıcağa rağmen yüzlerimizden tebessüm eksik olmuyordu. ... Arnavut kaldırımı bir yoldan giriliyor Küre`deki mezarlığa. 3-5 dönümlük meyiili bir arazi. Çok eskiden beri kullanıldığı belli, yüce gövdeli ağaçlar Osmanlı`dan kaldığını zannettiğim sarıklı Arapça yazılı mezar taşlarını gölgeliyor. Ölez`ler için geniş bir yer ayrılmış, babamdan duyduğum bir kaç isme rastlıyorum mezar taşlarında. Kesoğulları, Ölmezler, Uzunerler,... birçoğu akrabamız. Önce babaannemin, Emine Ölez`in, mezarını buluyorum yine koca ağaçların gölgesinde. Ben babaannemi hiç görmedim, babam daha 12 yaşındayken kaybetmiş onu. 1911-13.2.1946 yazıyor adının altında. Gencecik kadınmış, kim bilir ne güzellikler yaşamış, ne güzellikleri yaşayamamış. Yosunlar sarmış mezarının taşlarını, ellerimle sanki kadife bir kumaşa dokunur gibi seviyorum onları. Ve hiç tanımadığım bu kadın için gözlerim doluyor. Yaşam kaynağım O`na şükrediyorum ayakucunda binlerce kez, hatırlamaya çalıştığım bir kaç duayı sıralıyorum ard arda... Az ileride dedemin mezarı uzanıyor. Babaannemle mezar taşları aynı, onunda kara yosunları örtmüş üzerini. Dedemi bir hayal gibi hatırlıyorum. Sanıyorum henüz 4-5 yaşındaydım. Yalova`ya bizi ziyarete gelmişti. Beni kucağına oturtup sohbet etmişti, belki de onu çok küçükken gördüğüm için ben hayalimde böyle taşıdım onu yıllarca. Bu kez ayakucunda oturuyordum dedemin, yanımda eşim ve oğlumla... Aynı duygular canlanıyor bir kez daha, gözlerim dolu dolu oluyor, şükrediyorum yaratanlarıma ve af diliyorum dedemden bunca yıl yakınlarına gelmedim diye. ... Telefonda babam; `...sırtını Cumhuriyet İlkokuluna ver karşına çıkan çataldan sola dön, soldaki üçüncü ev benim doğduğum ev oğlum` diyor. `Çataldaki ev Arısoyların, komşumuz ise Ayrancılar...` diye ekliyor. Ama aradan yıllar geçmiş, babamın oynadığı çayırlıklara yollar, binalar konmuş. ... Müderis mahallesinde, dedemin, nenemin, amcamın, babamın yaşadığı ev bu mu ola diye sokak sokak dolaşırken, bir dede yaklaşıyor yanımıza. - `Hayırlı bayramlar yeğenim`, diye sesleniyor,`Kimi aradın?` - `Ben Hayati Ölez`in geliniyim, Hüseyin Beyin evini arıyoruz` diyor Şule. - `Aha şuradır` diye gösteriyor aradığımız evi. `Baban burada otururdu, iyi tanırım onu, çocukluğumuz beraber geçti` diyor Halil Ölmez, anlatıyor çocukluğunu, arkadaşlığını ve mahalleyi namaz saati gelene dek. - `Duaların kabul olsun Halil dede` diyerek öpüyoruz ellerini birer birer. Sözleşiyoruz baharda onu bir kez daha ziyaret etmek üzere...